Fonun vadesi, bankanın takvimi

Pakistan Merkez Bankası’nın 23 Ekim işlemlerinde ağırlık 14 günlük fonlamadaydı. Bankanın nakit yönetimi açısından bu vade önemli: finansman bugün bir ödeme ihtiyacını karşılayabilir, fakat vadesi geldiğinde geri ödeme veya yeni fonlama gündeme gelir. İşlemlerde kabul edilen toplam nominal tutar 13,061 trilyon Pakistan rupisi, gerçekleşen değer ise 12,733 trilyon rupiydi. Büyük rakamın yanına süreyi de koyuyorum. Açık piyasa işlemi, merkez bankasının finans kurumlarına kısa süreli likidite, yani ödemelerde kullanabilecekleri nakdi sağlamasının bir yolu. Bu işlemlerde süre yedi ve 14 günle sınırlı.[1]

Nominal tutar, ihalede kabul edilen işlemlerin üzerinde yazan değeri anlatıyor. Gerçekleşen değer ise haberde ayrıca açıklanan işlem tutarı. Nakit etkisini yorumlarken 12,733 trilyon rupiyi esas almak, 13,061 trilyon rupinin tamamını kullanılabilir para saymaktan daha dikkatli bir başlangıç. Geleneksel ters repo işlemlerinde 12,601 trilyon rupi, İslami finans esaslı mudaraba işlemlerinde 460,40 milyar rupi nominal tutar kabul edildi. Mudaraba, burada İslami finans kurallarına uygun fonlama kanalı. Kanalların hukuki yapısı farklı olsa da ikisinin de açıklanan vadeleri kısa; rakamların büyüklüğü bu süreyi uzatmıyor.[1]

Vade dolunca nakdin yerini ne alır?

Geleneksel işlemlerde yedi gün için 276 milyar rupi, 14 gün için 12,325 trilyon rupi kabul edildi. Mudaraba kanalında aynı vadelerin tutarları sırasıyla 32 milyar ve 428,40 milyar rupiydi. Böylece her iki kanalda da daha uzun vade öne çıktı. Benim okuduğum mekanizma, bankanın fonlama ihtiyacını daha ileri bir ödeme tarihine taşıyabilmesi. Bu tercih bankaya yedi günlük fonlamaya göre daha uzun bir süre sağlıyor; neden bu kadar fon gerektiğini ise vade dağılımından çıkaramıyoruz. Mevcut fonların yenilenmesi de yeni bir nakit açığı da aynı ihalede talep yaratabilir.[1]

Bu nedenle ihalede kabul edilen tutarı bankacılık sistemine kalıcı net ekleme olarak toplamıyorum. Net etki için aynı dönemde vadesi dolan önceki işlemlerin ve diğer nakit hareketlerinin de hesaba katılması gerekir. Yeni fonlama eski bir işlemin yerini alıyorsa, brüt tutarın büyük olması aynı büyüklükte ek nakit anlamına gelmez. Başka nakit girişleri geri ödemeyi karşılıyorsa, bankanın aynı tutarı yeniden borçlanması da gerekmez. Likidite yönetimindeki asıl mesele, ödeme günleri ile fonun elde bulunduğu günlerin birbirine uyması. Bu ihalenin yedi ve 14 günlük vadeleri, o uyumun zaman sınırını belirliyor.[1]

Kredi isteyen hanenin karşısındaki banka

Nakit ihtiyacını daha rahat karşılayan bir bankanın kredi değerlendirmesi için de daha elverişli koşulları olabilir. Likidite desteğinin güçlü savunması burada: ödeme sıkışıklığını hafifletmek, bankanın finansman sağlama işini kolaylaştırabilir. Ama kredi isteyen hanenin geliri, geri ödeme gücü ve bankanın kabul ettiği risk de sözleşmeye girer. Bu ihaledeki kısa vadeli fonlama, o değerlendirmeyi ortadan kaldırmıyor. Fonlama rahatlığının yeni krediye aktarılması olası bir kanal; aynı fonun mevcut ödeme yükümlülüklerinde kullanılması da mümkün. İhale tutarı bu tercihlerden hangisinin gerçekleştiğini ölçmüyor.[1]

Benim için bu işlemin gündelik karşılığı, bankanın ödeme takviminde kazandığı süre. Hane açısından anlamı ise ancak kendi kredi teklifinin fiyatında, vadesinde ve ödeme koşullarında somutlaşır. Yedi ve 14 günlük merkez bankası fonlamasını doğrudan hanenin harcayabileceği krediye çevirmek, aradaki banka kararını atlamak olur. İşlem tutarlarından bir politika faizi indirimi veya gerçekleşmiş hane kredisi artışı sonucu da çıkmıyor. Pakistan’da açıklanan büyüklüğün ekonomik anlamı, fonun ne kadar süreyle sağlandığı ve vade sonunda nasıl karşılandığıyla birlikte okunmalı.[1]