IDFC First’ün bilançosunda kaynak ve kredi birlikte büyüyor
IDFC First’ün eylülde biten çeyrekte kredi ve avans toplamı yıllık yüzde 30,1 büyüyerek 346.913 crore rupiye çıktı. Döviz mevduatına teminatlı krediler dışarıda bırakıldığında açıklanan büyüme yüzde 22,2. İki oran arasındaki fark, bankanın büyümesini okurken hangi işlemin hangi yükümlülükle eşleştiğine bakmayı gerektiriyor. Bilanço yönetimi açısından asıl dikkat çekici gelişme, yeni döviz kaynağının karşısına ona bağlı kredi varlığının yerleşmesi.[1]
Banka çeyrekte, yerleşik olmayan kişilere yönelik FCNR(B) hesaplarından 34.390 crore rupi topladı. Yönetim bu paranın çoğunun 3–5 yıl vadeli olduğunu belirtiyor. Uluslararası bankacılık biriminin bu mevduat karşılığında verdiği krediler bilanço büyüklüğünü 24.885 crore rupi artırdı. Böyle bir işlemde kaynağı sağlayan mevduat sahibiyle kredi kullanan müşteri arasındaki bağ, bankanın aynı anda hem borçlanmasını hem alacağını büyütüyor. Kredi toplamındaki yükselişin ekonomik anlamını bu iki taraf birlikte belirliyor.[1]
Düşük maliyetin karşısındaki büyük payda
Yönetim, öncelikli sektör kredisi avantajları dahil bu döviz kaynağının toplam maliyetinin benzer yerel vadeli mevduattan yaklaşık yüzde 1 düşük olduğunu söylüyor. Bu, bankanın belirttiği maliyet karşılaştırması. Aynı açıklamada bağlı kredilerin net faiz marjını görünürde aşağı çektiği, buna rağmen net faiz geliri ve kâra katkı sağlamasının beklendiği belirtiliyor. Mutlak gelirle gelirin aktiflere oranı aynı yönde hareket etmek zorunda değil: daha geniş bir bilanço, ek gelir üretirken ortalama marjı düşürebilir.[1]
Bu nedenle daralan marjı doğrudan kötüleşen kredi fiyatlamasına bağlamak erken olur. Bu çeyrekte ürün bileşiminin değişmesi, oran üzerindeki somut bir alternatif açıklama. Ters yönde de aynı dikkat gerekiyor: düşük maliyetli kaynak tek başına kalıcı bir kârlılık üstünlüğü kurmaz. Toplam sonuç, karşı taraftaki kredilerin getirisine, kaynakla uyumuna ve taşıdığı riske bağlı. Bankanın maliyet avantajına ilişkin açıklaması bu hesabın kaynak tarafını aydınlatıyor; yönetimin gelir katkısı beklentisinin gerçekleşmesi varlık tarafının da işlemesine bağlı.[1]
Büyüme oranının içindeki farklı işler
Ortalama vadesiz ve tasarruf mevduatının toplam içindeki payı yüzde 50,1’den yüzde 48,4’e indi. Banka bunu büyük döviz mevduatı girişine bağlıyor. Bu örnekte oranın düşmesi, daha uzun vadeli başka bir kaynak türünün toplam içindeki ağırlığının artmasıyla birlikte gerçekleşiyor. Dolayısıyla hem mevduat bileşiminde hem faiz marjında paydanın nasıl değiştiği önemli. Yalnız oranı izleyen bir değerlendirme, bankanın üstlendiği yeni aracılık işinin ölçeğini ve vadesini gözden kaçırabilir.[1]
Benim çıkardığım sonuç, kredi büyümesinin işlem türlerine ayrılarak okunması gerektiği. Yüzde 30,1’lik toplam ve döviz mevduatına teminatlı krediler hariç yüzde 22,2’lik artış, aynı bilançonun farklı kapsamlarını gösteriyor. İkinci oran da tek başına yeni yatırım harcamasını veya hane talebini ölçmez; yıllık kredi stoku karşılaştırmasıdır. Bu ayrım bankayı fonlayanlarla krediyi kullananların ilişkisini görünür kılıyor. Ekonomiye hangi kanaldan finansman aktarıldığını anlamak için büyüyen alacağın yanında onu taşıyan borcun biçimini de okumak gerekiyor.[1]